Hora Hangi Yörenin? (Ve Benim Hıçkırıkla Yaptığım Bütün İnce Hesaplamalar)
İçimdeki İzmirli: “Hora mı? O da ne ya?”
Benim gibi İzmir’de yaşayan biri için “hora” kelimesi, ilk başta çok garip bir şey ifade etmeyebilir. İzmirliler olarak bizler, kahvaltı sofralarımızda simit yerken, oraya buraya espri yaparak gülüp geçeriz. Hora mı? O da ne ya? İşte, bana Hora denildiğinde aklıma ilk gelen şey, birinin yanlışlıkla “horizon” demeye çalışırken dilinin sürçmesi gibi bir şey oluyor. Ama merak etmeyin, burada da kelimeleri yanlış kullanarak konuyu savsaklayacak değilim… Sonuçta, bu blog yazısında derinlemesine analiz yapacağız!
Şimdi, arkadaşlar arasında “Hora hangi yörenin?” sorusu dönmeye başladı ve ben de “İyi de, İzmirliyim ben, Hora’yı ne bileyim” diye içimden düşünürken, bir yandan da havalı bir şekilde “Hora mı, O da ne?” diye karşılık vermeye çalıştım. Ama tabii ki, bir yere kadar…
Hora Nedir, Nereden Gelir?
Kendimi rahatlatmaya çalışırken, biraz araştırmaya koyuldum. Hora, aslında çok eski zamanlardan gelen bir halk oyunudur, ve zamanla birkaç yörenin özelliğini taşıyan danslardan biri haline gelmiştir. İçindeki biraz olsun Anadolu coşkusu, biraz Karadeniz hızı, biraz da Romanya ve Bulgaristan etkileriyle şekillenmiştir. Yani bir bakıma “Hora hangi yörenin?” sorusunun cevabı, tıpkı benim karakterim gibi, biraz karışık. 🙂
Çünkü Hora, temelde bir dans olsa da, her bölgenin kendine özgü bir yorumu olabilir. En meşhuru ise Karadeniz Bölgesi’ne ait olanıdır. Evet, “Hora hangi yörenin?” sorusunun cevabı çoğunlukla Karadeniz denince, “Aaa, evet, Karadeniz! Tabii ki!” diyen bir İzmirli bulacaksınız. Ama zamanla diğer yörenin de kucakladığı bir şey olmuş. Bazen Hora’yı dans etmeye başlamadan önce, “Ben burada ne yapıyorum, neden bu kadar hızlı dönüyorum?” diye sorarsınız, işte tam o an… Çevrenizdekiler gülerek size “Hora, İzmirli! Hora!” diye bağırarak dans etmeye başlar.
Hora ve Benim Gündelik Hayatım: Dans Etmiyorum Ama Espri Yapıyorum
Hayatımda dans etmeyi sevmedim hiç. Ama Hora, öyle bir şey ki… dans etmeden bile espri yaparak bile eğlenebileceğiniz bir hareket! Hora’nın dansına bakarken, aslında kendi hayatımda biraz da olsa ona benzer hareketler yaptığımı fark ediyorum. Mesela, sabah uyanınca kahve alırken en iyi arkadaşım Murat’la sohbet ederken, birden konu şöyle açıldı:
Murat: “Saat kaç?”
Ben: “Saat Hora zamanı.”
Murat: “Yani dans mı?”
Ben: “Evet, o kadar hızlı dönüyorum ki bir an önce devrilmem lazım!”
Bunu yazarken içimdeki “dansçı” kıvılcımlarını pek de hissetmiyorum, ama hayatı biraz daha eğlenceli hale getirmek adına, işte bu tür diyaloglarla Hora’yı gündelik hayata entegre ediyorum.
Hora Nerelerde Oynanır? Bir İzmirli Olarak Horaya Katkım!
Ben İzmirliyim, sevgili okuyucu, ancak Hora’yı adeta her yerde görme fırsatım oldu. Mesela, geçen yaz Bodrum’da tatildeyim, elimde bir kokteyl (tabii şık şık) sahilde güneşlenirken, yanımdaki masa kalktı ve bir anda Hora’ya başladı. Hani böyle, bir şey beklemiyorsunuz ve aniden herkes dans etmeye başlıyor, o an insanın kafasında binlerce soru beliriyor: “Bu ne hız?” “Ben buna nasıl katılırım?” ve en önemlisi “Aman Tanrım, bu kadar hızla dönmek neye yarar?”
Birden bire etrafı saran dansçılarla beraber, sağımdan soldan gelen bir dalga gibi dönüşlere katıldım. (Geriye dönüp baktığımda, bir an için köşeye doğru hareket ettiğimi itiraf edebilirim, ama bu detay önemli değil. Hora’nın doğasında böyle şeyler var.)
Hora Oynamak: Hız, Coşku ve Azim
Hora, aslında öyle bir dans ki, ne zaman başlasa, bir tür coşku seli sizi sarmaya başlar. Bir anda kendinizi hızla dönerken bulursunuz. Hatta bazen bir bakmışsınız, “Benimle birlikte dönmeyen bir yere gidebilir miyim?” diye düşünürsünüz. İçimdeki deli espri yapan taraf, “Bence, Hora’yı yalnızca hızlı bir şekilde dönerken çimenlerde düşme tecrübesi edinebileceğiniz bir aktivite olarak görmek lazım,” diyor ama yine de şunu fark ediyorum: Hora, aslında insanın ruhunu dansla serbest bırakmasına olanak tanıyor.
İçimdeki fazla düşünen ve her şeyi çok ciddiye alan taraf ise “Ama o kadar hızlı dönmek insanın denge sistemini alt üst edebilir, bu tür aktivitelerde sakatlanma riski yüksektir,” diye kıvırarak sürekli ihtiyatlı bir bakış açısına kayıyor. İçimdeki bilimsel taraf hemen, “Dönme hareketi beyindeki denge sistemini uyarır, dikkatli ol!” diyor. Ama sonra şunu fark ediyorum ki; eğlenmek bazen en iyi çözüm!
Hora ve Toplumsal Bağlar: Birlikte Dans Etmenin Sosyolojik Anlamı
Hora, toplumsal bağları pekiştiren bir şeydir. İzmir’de ne kadar esprili, sosyal ve rahat bir insansanız da, aslında toplulukla birlikte hareket etmek her zaman kendinizi bir parça daha özgür hissettiren bir deneyim. Hora’yı sadece bir dans değil, aynı zamanda bir birliktelik simgesi olarak da görmemiz gerek. “Hora hangi yörenin?” sorusunun cevabını, aslında sadece coğrafi açıdan değil, insanın birbirine yakınlığını sağlayan bir aktivite olarak görmek de önemli.
Mesela bir düğünde Hora oynandığında, sadece figürler değil, tüm insanlar birbirine yakınlaşır. Herkes birbiriyle eşitlenir, hızlıca dönerken bile bir yerde buluşur. İzmir’deki arkadaşlarım, genelde “Her şey bir şaka, bir gülme!” dedikleri için, Hora’yı en çok oynayan kişilerden biri oldum. Hatta bazen şöyle bir diyalog da geçer:
Ben: “Haydi Hora’ya!”
Arkadaş: “Ama çok hızlı, ben yetişemem.”
Ben: “Yavaşça başlayalım, ben başlarsam seni götürürüm!”
Hora, aslında sadece bir dans değil, insanların aynı anda birlikte, aynı tempoda bir şey yapabilmesinin özetidir. “Hızla dönebilir miyiz?” sorusuna verilen yanıt ise çoğu zaman, “Evet, hem de hep beraber!”
Hora Hangi Yörenin Sonuçta?
Sonuç olarak, Hora, tüm yörenin sınırlarını aşan bir dans olarak hayatımıza yerleşmiş. Karadeniz’den başlayıp, diğer tüm bölgelerde kendine bir alan açarak büyümüş ve zenginleşmiş. Bir İzmirli olarak, Hora’yı yalnızca bir dans değil, aynı zamanda bir insanlık durumunun ifadesi olarak görüyorum. Çünkü dans ederken ne kadar hızlı dönerseniz dönün, en önemlisi, sonunda hep birlikte eğlenmek. Yani Hora, aslında “bütün Türkiye’nin” dansıdır.