İranda iPhone 15 kaç TL? diye başlayan gereksiz ama bir o kadar da kaçınılmaz düşünce döngüsü
İzmir’de yaşıyorum. 25 yaşındayım. Günün büyük kısmı “bugün gerçekten verimli olacağım” diye başlayıp, üç saat sonra kendimi internette “İranda iPhone 15 kaç TL?” ararken bulduğum bir evrenin içindeyim. Bu arayışın sonunda genelde ne iPhone alıyorum ne de İran ekonomisini çözüyorum; sadece çay soğuyor, kafam daha da ısınıyor.
Bu soruyu ilk kez sormam da çok dramatik bir ana denk gelmedi aslında. Bildiğin sıradan bir akşamüstü. Karşıyaka’da oturmuşum, rüzgâr saçımı “sen bu hayatı ciddiye alma” diye dağıtıyor, ben de elimde telefonla sosyal medyada kaybolmuşum. Bir arkadaş mesaj atıyor:
— “Kanka İran’da iPhone 15 ucuzmuş diyorlar ya, doğru mu?”
İşte o an beyin kısa devre.
İranda iPhone 15 kaç TL? sorusunun zihinde açtığı portal
Değerli ziyaretçiler, Lezizyemekler ekibi bu yazısında “İranda iPhone 15 kaç TL” konusunu tüm yönleriyle aktarıyor.
Bazı sorular var ya, cevaplamaya çalıştıkça daha çok soru doğuruyor. “İranda iPhone 15 kaç TL?” tam olarak böyle bir şey. Çünkü mesele sadece fiyat değil; döviz, ekonomi, vergi, teknoloji, sınırlar ve en önemlisi insanın “acaba ben yanlış ülkede mi yaşıyorum?” hissi.
Telefon elimde, Google açık, ama bir yandan iç ses devrede:
“Sen neden bunu öğreniyorsun? Ne değişecek?”
Bir başka iç ses:
“Belki hiçbir şey değişmez ama en azından beynin meşgul olur.”
İşte ben genelde ikinci sesi dinliyorum.
İzmir kafasıyla İran ekonomisi çözmeye çalışmak
İzmir’de büyüyüp İran ekonomisi analiz etmeye çalışmak biraz şöyle bir şey: sabah gevrek alırken aynı anda kuantum fiziği konuşmaya çalışmak gibi. Teorik olarak mümkün ama pratikte gevrek susamı her yere saçılıyor.
Yine de insan merak ediyor. Çünkü “İranda iPhone 15 kaç TL?” sorusu aslında şu anlama geliyor:
“Ben neden bu kadar para veriyorum?”
“Başka yerde hayat daha mı kolay?”
“Telefon mu pahalı yoksa ben mi fakirim?”
Bu soruların hiçbirinin sağlıklı bir cevabı yok ama hepsi çok iyi düşünce malzemesi.
Arkadaş grubu WhatsApp: Küresel ekonomi zirvesi
Bizim arkadaş grubu var. Normalde gündem: maçlar, tostçular, kim kimi seen’siz bırakmış. Ama bazen bir kişi çıkıp zinciri kırıyor:
— “İranda iPhone 15 kaç TL bilen var mı?”
O an grup bir anda IMF toplantısına dönüyor.
Ali yazıyor:
— “Orada dolar kaç ki zaten?”
Buse:
— “Telefon ucuzsa oraya taşınalım mı?”
Ben:
— “Taşınmayalım ama bakmak lazım…”
Bakmak lazım kısmı zaten tehlikeli. Çünkü “bakmak” dediğin şey genelde üç saat sonra kendini forumlarda bulmak demek.
Grup içi hayali senaryo patlaması
Bir noktada hepimiz şunu hayal ediyoruz:
İran’a gidiyoruz, telefoncuya giriyoruz.
— “Selam, iPhone 15 kaç?”
Esnaf bize bakıyor, biz ona bakıyoruz, arada kültürel bir sessizlik.
Ben içimden diyorum ki:
“Bu sahne neden beynimde bu kadar net?”
Gerçek dünya vs. internet dünyası
İnternetin en tehlikeli yanı şu: bir bilgiye ulaşıyorsun ama onun bağlamını asla tam anlayamıyorsun. “İranda iPhone 15 kaç TL?” diye aradığında karşına çıkan bilgiler bazen güncel, bazen tahmini, bazen de “abi orası zaten karışık” seviyesinde oluyor.
Ama insan beyninin yaptığı şey şu:
“Ucuzsa gider alırım.”
Nereye gideceksin?
“Bilmiyorum ama giderim.”
İşte bu noktada İzmir’deki 25 yaşındaki ben devreye giriyor ve diyor ki:
“Otur kanka, önce kira öde.”
İzmir sokaklarında felsefi kriz
Alsancak’ta yürürken kulağımda müzik, elimde kahve, kafamda tek bir soru:
“İranda iPhone 15 kaç TL?”
Bir yandan martılar bağırıyor, bir yandan iç ses:
“Senin derdin telefon değil, senin derdin kıyas.”
Bu cümle biraz ağır geliyor ama doğru. Çünkü mesele gerçekten telefon değil. Mesele, her şeyin başka yerlerde “daha ulaşılabilir” olabileceği ihtimali.
Sonra kahveye bakıyorum, soğumuş.
Hayat da biraz öyle.
Kısa bir sokak diyaloğu
Bir arkadaşla karşılaşıyorum:
— “Ne düşünüyorsun yine?”
— “İranda iPhone 15 kaç TL acaba?”
— “Sen iyi misin?”
— “Bilmiyorum.”
Bu konuşma 12 saniye sürüyor ama 2 saatlik düşünce yükü bırakıyor.
İç sesin ekonomi uzmanına dönüşmesi
Benim iç ses bazen garip şekilde uzmanlaşıyor. Sanki Boğaziçi’nde ekonomi doktorası yapmış gibi konuşuyor:
“Bak,” diyor, “kur farkı, satın alma gücü, ithalat vergileri…”
Ben:
“Ben sadece telefonun fiyatını öğrenmek istemiştim.”
O:
“Hiçbir şey bu kadar basit değil.”
Ve böylece “İranda iPhone 15 kaç TL?” sorusu, hayatın anlamına bağlanıyor. İstemeden.
Basit soru, karmaşık beyin
Normal biri için bu soru:
“Merak ettim, acaba ne kadar?”
Benim için:
“Global sistemler, ekonomik adalet, teknoloji erişimi, bireysel tatminsizlik…”
Bir noktadan sonra konuyu ben bile kaybediyorum.
Hayali İran gezisi ve telefoncu sahnesi
Beynim bir sahne kuruyor:
Bir dükkân. Cam vitrinde iPhone’lar. Ben içeri giriyorum.
— “iPhone 15 kaç?”
Satıcı bir şey söylüyor, ben anlamıyorum. Ama anlamamış gibi yapıyorum çünkü evrensel turist refleksi.
Sonra iç ses:
“Bak işte, burada da hayat basit değil.”
Ben:
“Zaten ne zaman basit oldu ki?”
Komik olan şey
Komik olan şu: ben aslında telefon almaya bile niyetli değilim. Ama “İranda iPhone 15 kaç TL?” sorusu beni bir anda küresel araştırmacı moduna sokuyor.
Sanki Nobel Ekonomi Ödülü’ne hazırlanıyorum ama konu iPhone.
Türkiye-İran karşılaştırması yaparken zihnin çöküşü
Bir noktada insan ister istemez karşılaştırma yapıyor. Ama bu karşılaştırma hiçbir zaman sağlıklı olmuyor.
Türkiye’de fiyatlar, vergiler, döviz… İran’da durumlar, sistemler…
Ama beynin yaptığı şey şu:
“Orada ucuzsa burada neden pahalı?”
Bu soru gece 03:00’te yatağa bakarken daha da büyüyor.
Yorgan:
“Ben sadece örtüyüm.”
Beyin:
“İranda iPhone 15 kaç TL?”
Günlük hayatın içine sızan teknoloji merakı
Otobüste, markette, evde… bu soru ara ara geri geliyor. Sanki arka planda çalışan bir uygulama gibi.
Annem soruyor:
— “Ne yedin?”
Ben:
— “İranda iPhone 15 kaç TL acaba?”
Annem bakıyor.
Ben fark ediyorum:
“Tamam, bağlam hatası.”
Kendimle dalga geçme modu
Şunu kabul ediyorum: bazı insanlar meditasyon yapar, ben fiyat karşılaştırması yaparak huzur arıyorum. Sonuç aynı değil ama uğraş benzer.
Bu içeriğimizin sonuna geldik. Lezizyemekler olarak “İranda iPhone 15 kaç TL” hakkındaki sorularınızı yorumlarda paylaşabilirsiniz.
Sonuç yok, sadece düşünce var
Günün sonunda “İranda iPhone 15 kaç TL?” sorusunun net bir cevabından çok, bıraktığı his var. Biraz merak, biraz kıyas, biraz da “ben neden böyle şeyleri düşünüyorum?” hissi.
Ama belki de mesele cevap değil. Belki de insanın kafasının sürekli bir şeylere takılması zaten yaşamın kendisi.
İzmir akşamı oluyor. Martılar yine bağırıyor. Telefon elimde.
Ben yine aynı sayfadayım.
Ve iç ses son bir cümle bırakıyor:
“Belki de asıl mesele iPhone değil, bakış açısı.”
Ben de cevapsız bir şekilde ekrana bakıyorum.